MİLLİ EKONOMİ MODELİ'NİN DİĞER GÖRÜŞLER İLE MUKAYESESİ VE SONUÇ
Kapitalizm'de, insan ihtiyaçlarının sınırsız, kaynakların sınırlı olarak ele alınması, aile planında doğum kontrolüne, sosyal planda gelir dağılımındaki adaletsizliğe, global manada dünyanın sınırlı kaynaklarını ele geçirmek için yapılan savaşlara, paranın serbestçe dolaşımının engellenmesine dolayısıyla emek ve üretimin kontrol edilip yönlendirilmesine neden olmaktadır.
Komünizm'de ise mutlu edilmesi gereken ve emeğin de kaynağı olan insanın doğuştan getirdiği mülk edinme hakkı yok sayılmış, insan devleti yöneten sınıfa hizmet eder hale getirilmiştir. Kapita-lizm'de, parayı kontrol edenler ile komünizm'de sistemi yönetenler efendi, insanlar ise efendilerini mutlu etmeye çalışan işçi konumundadırlar ve böyle kalmaya da mahkumdurlar.
Milli Ekonomi Modeli, ilk başta insana ve ekonomiye getirdiği yorumla, diğer modellerden farklılığını ortaya koyar. Milli Ekonomi Modeli'nde, insan ihtiyaçları sınırlı, kaynaklar ise sınırsızdır. Sınırsız olan insanın ihtiyaçları değil ihtiraslarıdır.
Milli Ekonomi Modeli insanın sınırlı ihtiyaçlarını sınırsız kaynaklardan karşılama ilmi olarak tanımlanır. Milli Ekonomi Modeli, ülkelerin kalkınmasını ve tam bağımsızlığını hedefleyen ve bunun için gerekli formülas-yonu ortaya koyan ilmin adıdır.
Milli Ekonomi Modelinde mutlu edilmesi, zengin edilmesi ve hizmet edilmesi gereken insandır. Ekonomilerde sürekli büyüme, gelir dağılımındaki adalet, tam istihdam çözülemeyen bir problem olarak ele alınırken, Milli Ekonomi Modelinde sürekli büyümenin, gelir dağılımındaki adaletin, tam istihdamın sağlanmasının formülleri ortaya konmaktadır.
Üretim miktarını belirleyen malın fiyatı değildir. Mala olan taleptir. Kapitalist anlayışın genel ve kısmi denge analizi; pahalılıktan dolayı talebin daralması, üretimin artması durumunda talebi oluşmayan mal fazlalığına getirdiği yorum yeterli değildir.
Fiyat değişikliklerinin talep üzerinde direkt etkisi, arz üzerinde ise dolaylı etkisi vardır. Kapitalist anlayış bozulan dengenin kendi kendine tekrar kurulacağını savunur. Bu anlayışın bilimsel hiçbir yönü olmadığı gibi sürekli büyümenin önünde de ciddi bir engel olarak durmaktadır.
Milli Ekonomi Modeli'nde ise bozulan dengenin tekrar denge düzeyine ulaşabilmesi için dışarıdan bir müdahalenin şart olduğu öngörülür. Yapılan müdahale ekonominin büyümesine de ışık tutar. Milli Ekonomi Modeli'nin öngördüğü para arzı politikası uygulandığı ülkeyi kalkındırdığı gibi, diğer fakir ülkeleri zenginleştirerek -açları doyurarak- parasının değerini arttırır.
İhtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını giderdikçe, tüketicinin gelir düzeyini arttırdıkça büyüyen bir ekonomiyi öngörür.
Milli Ekonomi Modeli'nde öngörülen talep analiz grafiğinden hareketle ilk önce talep desteklenir, oluşan talep miktarını karşılayacak arz sağlanır. Üretim desteklenir oluşan arz miktarı tüketim desteklenerek sağlanır. Bu interaktif denklemler sürekli büyümenin formülüdür.
Talebi arttırmak için kamu harcamalarının maliyetli para ile desteklenmesini öngören Keynes modelinin uygulandığı ekonomilerde, ülkeler er veya geç enflasyon ve borç sarmalına sürüklenmiş olur. Borç olarak alınan maliyetli paranın geriye ödenmesinin faturası vergi ile millete kesilir. Vergi yükünün artması cari ve sosyal harcamaların kısılmasına neden olduğu gibi, üretim maliyetlerinin yükselmesine, talebin daralmasına, kamu harcamalarının kısılmasına neden olur. Netice olarak ekonomiler maliyet enflasyonu ile talep daralmasının aynı anda yaşanması manasına gelen stagf-lasyon sürecine girer.
Büyümeyi karşılayacak tüketim miktarının üretimden elde edilen gelirle sağlanması mümkün değildir. Bu gerçekten hareketle Milli Ekonomi Modeli, eksik kalan tüketim miktarının emisyonla kapatılmasının zaruri olduğunu öngörür. Emisyonun ekonomiye giriş noktasını sosyal devlet projeleriyle formülize etmiştir. Bu yaklaşım gelir dağılımındaki dengesizliği ortadan kaldırdığı gibi talebi arttırıcı, deflasyonu engelleyicidir.
Üretimden para kazanmayı öngören Milli Ekonomi Modeli, üretimde maliyetli parayı reddeder. Maliyetli parayı üretim faktörlerinin dışında tutar.
Parayı, tüketim kabiliyetini ve üretim arzını arttırıcı bir işlemci olarak görür. Paranın spekülatif alanlara kaçışını engeller.
Global sermaye güçleri, kapitalist ekonominin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Kapitalist ekonomi sadece bu global güçlere hizmet eder duruma gelmiştir. Bu güçler kapitalist ekonominin neticelerinden olan enflasyon, deflasyon ve stagf-lasyon ortamlarından güçlenerek çıkarlar.
Devletin ekonomi piyasalarına müdahalesini ekonomik dengelerin bozulması olarak yorumlayan kapitalist anlayış, yönetilen ve yönlendirilen güçsüz devletten yanadır. Bu anlayışın öngördüğü devlet, sadece global güçlere çalışan ve onlara kazandıran işçi durumundadır. Kapitalist ekonomilerde fakirlik milletin adeta kaderi gibidir.
Milli Ekonomi Modeli'nin öngördüğü devlet ise güçlüdür ve milletinin hizmetindedir.
Devlet senyoraj geliriyle tüketiciyi ve üreticiyi destekler. Devlet ekonomiye gerekli müdahalelerde bulunarak sürekli büyümenin de gerçekleşmesini sağlar. Yeraltı zenginliklerinin sahibi olan devlet, bu kaynakları ortaklıklar kurarak milletiyle paylaşır. Devlet vergi, senyoraj ve üretimden elde ettiği geliri arz ve talebin canlanması için ekonomiye kazandırır.
Milli Ekonomi Modeli'nde devlet "baba"dır. Alan değil veren eldir. Verdikçe büyüyendir. Sosyal devlet projeleriyle gelir dağılımındaki dengesizliği ortadan kaldırandır. Bütün vatandaşların güvendiği, sığındığı, adaletinden emin olduğu, tam istihdam sağlayan iradenin adıdır.
Talep ve maliyet olarak karşımıza çıkan enflasyon, kapitalist ekonominin kaçınılmaz sonuçla-rındandır. Talep enflasyonu, fiyat artışını para stoklarındaki artışla izah eden monetarist anlayış ile tam istihdam düzeyinden sonra toplam harca-malardaki artışı enflasyonist açık olarak ifade eden Keynes modeli enflasyon problemine çözüm üretememiştir (noksan veya yanlış teşhis çözümü imkansız kılar). Maliyet enflasyonunu ise agırlık-lı olarak sendikaların desteklediği işçi ücretlerindeki artış olarak ifade etmişlerdir.
Üretimi devreye koyan paranın, üretim sonucu elde edilen malın değerini karşılaması mümkün değildir. Doğal olarak arz-talep dengesi arz eksenli olarak bozulacaktır. Gelirin tüketime eşit olması ekonomideki dengeyi sağlamaz. Üretimin tüketimle veya tüketimin üretimle eşitlendiği nokta ekonomideki dengenin sağlandığı durumdur.
Maliyetli paranın üretime veya tüketime girmesi her türlü enflasyonun kaynağını oluşturur. Milli Ekonomi Modeli paraya, üretim ve tüketime, sürekli büyümeye getirdiği yeni yorumla enflasyonun her türlüsünü ekonominin dışına çıkarmıştır.
Devletin üretim ve tüketim ayağını bilinçli ve kontrollü bir şekilde emisyonla desteklemesi enflasyonu sıfırladığı gibi, sürekli büyümeyi de sağlar. Bir merdivenin basamakları gibi yatay talebi, dikey ise arzı gösterir. Ekonomilerin içinde bulunduğu duruma göre bazen yatay, bazen dikey desteklenir.
Bazen de öyle olur ki oranları aynı veya sabit bir katsayı ile yatay ve dikey eksen aynı anda desteklenir. Bu bilinçli dengeli ve kontrollü müdahaleler ekonominin sürekli büyümesini de sağlar.
Kapitalist ekonomilerde haksız kazanç olarak ortaya çıkan faiz, klasik anlayışı temellendiren A¬dam Smith' e göre tasarruf ile yatırım arasındaki ilişkiyi sağlayan unsurdur.
Keynes'e göre ise faiz piyasaların ihtiyacı olan paranın piyasalara arzında ortaya çıkar.
Oysa ekonomilerin belası olan enflasyon,denflas-yon, stagflasyon, maliyetli paranın kullanımı saye¬sinde kendisine hayat bulur.
Paranın spekülatif alanlara kaçması,ekonomiler-de sanal büyüklükler ve ödem alanları oluşturur.
Faizin sağlayacağı haksız kazançla paraya hük-meden global güçler, hiçbir emek sarf etmeksizin bütün dünya insanının ürettiği mal ve hizmetlere or-tak olmaktadırlar.
Maliyetli paranın (faiz) ele geçirdiği kapitalist e-konomilerde, gelir dağılımındaki dengesizlik ve halkın fakirliği kaçınılmaz neticedir.
Dünya piyasalarında dolaşan para, dünya insanının ihtiyaçlarının kat kat fazlası olmasına rağmen, birçok ülkede insanlar açlıktan ölüyorlarsa, bunun en temel nedeni maliyetli paranın yani faizin varlığıdır.
Kapitalist ekonomilerde paranın akışı ve yönü tek boyutludur ve global güçlere doğrudur. Piyasa¬larda bulunan her maliyetli paradan global güçler pay sahibidir.
Milli Ekonomi Modeli'nin öngördüğü para tanı¬mı gereği faizli para ekonominin dışına çıkartılır. Zati değeri olmayan para, mal ve hizmet üretiminde, tüketim ve üretim kabiliyetinin arttırılmasında durağan ekonomik değerlerin harekete geçirilmesin-de sadece bir işlemcidir. Neticede işlemcinin üretti¬ği değer paranın karşılığıdır.
Kendi çıkarları için her şeyi mubah gören "insan insanın kurdudur" mantığı ile insana yaklaşan libe-ralizm insanı tek boyutu ile ele alır.
Bencil insandan hareketle de homo ekonomicus' u tanımlar. Veya kapitalizmi kullanan global güçler bü¬tün insanlığın ürettiği değer ve hizmetleri sömürebil-mek için ihtiyaç duydukları insan modeline homo e-konomicus adını verdiler.
İnsana sunulan sonsuz kaynakları sınırlı, insanın sı¬nırlı ihtiyaçlarını sonsuz gören liberal anlayış, bu yan¬lışa, insanı tanıyamadığı için saplanmıştır. însanın ihtiyaçları sınırlıdır, sınırsız olan ihtiraslarıdır.
Yerküredeki sonsuz kaynaklar netice olarak insanın emeğine sunulmuştur. însan da doğuştan getirdiği değerleri ko¬ruyup geliştirerek ekonominin bütün parametrelerini kendinin ve toplumun menfaatlerine sunmalıdır.
Toplumun menfaatleri ile bireyin menfaatleri ara-sındaki açı sıfır olduğunda, tam istihdam gerçekleştiği gibi insan her türlü saadeti yakalamış olur. Bireylerin çıkarları ile toplumun hedeflerini buluşturan irade devlet iradesi olmalıdır. Başka bir ifade ile bireylerin hedeflediği ekonomik düzey vektörlerinin toplamı toplumun ekonomik hedefini oluşturmalıdır.
İnsanın doğuştan getirdiği değerleri koruyan, geliş¬tiren ve ekonomiye kazandıran, insanın insana faydalı olduğu toplumlar öngörülen örnek toplumlardır.
Her ülkenin sosyoekonomik yaşam standartları göz önünde bulundurularak vergi alacak veya vergiden muaf olacak gelir düzeyi belirlenmelidir.
Dar gelirli gruplardan verginin kaldırılması, ekono¬milerde tüketim kabiliyetinin artmasına, üretimin dev¬reye girmesine neden olacaktır.
Üreticinin üretim kabiliyetini artıran bu yaklaşım yeni ekonomik kabiliyetlerin ortaya çıkmasına da kat¬kıda bulunacaktır. Milli Ekonomi Modeli'nde hayat standartlarının alt limiti birey ve ailelerin onurlu bir hayat yaşamalarıdır.
Devletin vergiden muaf tuttuğu kesimden toplaya-cağı vergi geliri alınmadığında; bu paranın piyasaya girerek dolaşım hızına bağlı olarak oluşturduğu işlem hacmi, sonuçta devlete daha fazla vergi geliri olarak dönecektir. Örneklemeyi Türkiye için yapacak olur-sak, Milli Ekonomi Modeli, yıllık geliri 100 milyar ve altında olan kesimden vergi almamayı öngörür.